Cover

Amsterdam

Başar Başaran

Onverkort 9786256570771
9 uur 28 minuten
Sommige artikelen bevatten affiliate links (gemarkeerd met een sterretje *). Als je op deze links klikt en producten koopt, ontvangen we een kleine commissie zonder extra kosten voor jou. Uw steun helpt ons deze site draaiende te houden en nuttige inhoud te blijven maken. Hartelijk dank voor uw steun!

Van de uitgever

'Saksıdan koparılmak. Bu sözü nereden hatırlıyorum? Ölümünden sonra şifreli deri çantasında bulduğum mektupta babam benim için söylüyordu. Zarfın üstünde adım var, yuvarlak damgadaki tarihte on yaşındayım. O zamanlar annemle yaşadığım eve postalanmış ama elime geçmemiş. Muhtemelen bana vermemişler. Babam, bunun olacağından endişeyle mektubun ve zarfın bir fotokopisini almış, bir gün bulacağım umuduyla çantaya bırakmış. Neden beraber yaşadığımız onca sene kendisi çıkarıp bana vermedi ya da bahsetmedi, bunu istedi mi, bilmiyorum. Sadece vermedi. Bir gün öldüğünde bulacağımı düşünmüş olmalı. Belki de böyle bir mektubun varlığını unuttu. Bilmiyorum. İşte o mektupta beni böyle tarif ediyordu: Saksısından koparılmış. Sen saksısından koparılmış bir çocuksun, başka bir saksıya ekildin, bunun acısını bir ömür duyacaksın…' Karlar altında bir Amsterdam. Ruhla bedenin kavgasında arada kalmış bir adam. Sanki ömür boyu sürecek bir gece geçirir. Dul sihirbazla, Afgan taksiciyle, delilerle, ölülerle, müzisyenlerle, uyuşturucu satıcılarıyla konuşur. Kulağında bir cümle: İnsanın yaşamaktan mühim işleri var, onu bulunca korkuların biter. Bu sözün peşinden koştukça, Amsterdam'ın buz tutmuş merdivenlerinde hakikatin karşısında dımdızlak kalır. Bedenine hapsolmuş bir ruhun isyanı artık başlamıştır.
Van de uitgever
'Saksıdan koparılmak. Bu sözü nereden hatırlıyorum? Ölümünden sonra şifreli deri çantasında bulduğum mektupta babam benim için söylüyordu. Zarfın üstünde adım var, yuvarlak damgadaki tarihte on yaşındayım. O zamanlar annemle yaşadığım eve postalanmış ama elime geçmemiş. Muhtemelen bana vermemişler. Babam, bunun olacağından endişeyle mektubun ve zarfın bir fotokopisini almış, bir gün bulacağım umuduyla çantaya bırakmış. Neden beraber yaşadığımız onca sene kendisi çıkarıp bana vermedi ya da bahsetmedi, bunu istedi mi, bilmiyorum. Sadece vermedi. Bir gün öldüğünde bulacağımı düşünmüş olmalı. Belki de böyle bir mektubun varlığını unuttu. Bilmiyorum. İşte o mektupta beni böyle tarif ediyordu: Saksısından koparılmış. Sen saksısından koparılmış bir çocuksun, başka bir saksıya ekildin, bunun acısını bir ömür duyacaksın…' Karlar altında bir Amsterdam. Ruhla bedenin kavgasında arada kalmış bir adam. Sanki ömür boyu sürecek bir gece geçirir. Dul sihirbazla, Afgan taksiciyle, delilerle, ölülerle, müzisyenlerle, uyuşturucu satıcılarıyla konuşur. Kulağında bir cümle: İnsanın yaşamaktan mühim işleri var, onu bulunca korkuların biter. Bu sözün peşinden koştukça, Amsterdam'ın buz tutmuş merdivenlerinde hakikatin karşısında dımdızlak kalır. Bedenine hapsolmuş bir ruhun isyanı artık başlamıştır.
Publicatiedatum
19-01-2024

Doğan Yayınları